Duygulara dayanma kasları

Duygusal dayanıklılık çoğu zaman yanlış anlaşılır. Pek çok insan bunu güçlü olmak, etkilenmemek ya da duyguları bastırmak sanır. Oysa duygusal dayanıklılık, duyguların hiç gelmemesi değil; geldiklerinde onlarla dağılmadan kalabilme becerisidir. Bu beceri doğuştan sabit değildir. Tıpkı kaslar gibi gelişir, zayıflar, tekrar güçlenir.

Duygulara dayanma kası, insanın hoş olmayan hislerle temas edebilme kapasitesidir. Üzüntü, kaygı, suçluluk, öfke ya da kırılganlık geldiğinde hemen kaçma, bastırma ya da dikkat dağıtma ihtiyacı duyuyorsak bu kas henüz yeterince gelişmemiştir. Çünkü zihin, bu duyguları tehlike gibi algılar. Oysa duygular tehlike değil, bilgidir.

Bu kas zayıf olduğunda kişi iki uçtan birine savrulur. Ya her şeyi içinde tutar ve donuklaşır ya da duygular geldiğinde taşar, kontrolü kaybeder. Dayanıklılık tam olarak bu iki uç arasında kalabilmektir. Duyguyu hissetmek ama onun tarafından sürüklenmemek.

Duygulara dayanma kası genellikle çocuklukta şekillenir. Duyguların görülmediği, küçümsendiği ya da cezalandırıldığı ortamlarda büyüyen kişiler, hissetmenin tehlikeli olduğuna dair sessiz bir inanç geliştirir. Bu nedenle yetişkinlikte duygularla temas etmek zor gelir. Ancak bu bir kader değildir. Sinir sistemi öğrenebilir.

Bu kası güçlendiren şey büyük yüzleşmeler değil, küçük temaslardır. Hafif bir rahatsızlık hissini hemen dağıtmamak, zor bir duyguyu birkaç dakika taşımayı denemek, hissettiğini isimlendirmek… Bu küçük adımlar sinir sistemine şunu öğretir: “Bu duyguyla baş edebilirim.”

Zamanla zihin şunu fark eder: Duygular gelip geçer. Kalıcı olan, onlardan kaçma alışkanlığıdır. Kaçmadıkça, bastırmadıkça ve duygulara alan tanıdıkça dayanma kapasitesi genişler. Buna duygusal tolerans denir. Dayanıklılığın temeli buradan atılır.

Duygulara dayanma kası geliştikçe kişi daha esnek hâle gelir. Hayal kırıklıkları yıpratıcı olmaktan çıkar, kırılganlık zayıflık gibi hissedilmez, toparlanma süresi kısalır. İnsan duygularına rağmen değil, duygularıyla birlikte ayakta kalmayı öğrenir.

Duygusal dayanıklılık, sertleşmek değil; yumuşak kalırken dağılmamaktır. Ve bu, zamanla inşa edilen bir beceridir.