İstişare ve Ortak Akıl
Hiçbir insan, ne kadar bilgili ve tecrübeli olursa olsun, her şeyi tek başına bilemez. İnsan aklı güçlüdür; ancak sınırsız değildir. Bu nedenle tarih boyunca kalıcı başarıların arkasında, farklı bilgi ve tecrübelerin bir araya geldiği ortak akıl kültürü yer almıştır. Bir toplumun gelişmesi, tek bir kişinin doğrularına değil; farklı bakış açılarının istişare içinde değerlendirilmesine bağlıdır.
İstişare, yalnızca fikir alışverişi yapmak değildir. Aynı zamanda karşısındakini dinleyebilmek, farklı düşüncelere değer verebilmek ve hakikatin yalnızca kendi elinde olmadığını kabul edebilmektir. Bu, bilgi kadar tevazu da gerektirir. Çünkü dinlemeyi bilmeyen insanın öğrenmesi de zorlaşır.
Ortak akıl ise farklı insanların bilgi, tecrübe ve bakış açılarını ortak bir amaç doğrultusunda birleştirebilme yeteneğidir. Bir kişi bir ayrıntıyı göremeyebilir; başka biri aynı konuya farklı bir açıdan yaklaşabilir. Bu nedenle istişare, eksiklikleri tamamlayan, hataları azaltan ve daha isabetli kararlar alınmasını sağlayan önemli bir yöntemdir.
Tarih boyunca güçlü kurumlar, kararlarını yalnızca tek bir kişinin kanaatine dayandırmamıştır. Bilim kurulları, danışma meclisleri, uzman heyetleri ve farklı görüşlerin değerlendirildiği platformlar, ortak aklın kurumsal örnekleridir. Çünkü önemli kararlar, farklı görüşlerin değerlendirilmesiyle daha sağlam bir zemine oturur.
İstişarenin olmadığı yerde iki büyük tehlike ortaya çıkar. Birincisi, kişinin kendi doğrularını mutlak doğru olarak görmesidir. İkincisi ise eleştiriden uzak kalındığı için hataların zamanında fark edilememesidir. Oysa yapıcı eleştiri, doğruyu zayıflatan değil, güçlendiren bir imkândır. Farklı görüşlerden korkan toplumlar zamanla düşünce üretme kabiliyetlerini kaybeder.
İstişare kültürü yalnızca devlet yönetiminde değil, ailede, eğitimde, iş hayatında ve sivil toplumda da önemlidir. Çocuklarının düşüncelerini dinleyen aileler daha güçlü bağlar kurar. Öğretmenlerin öğrencilerini soru sormaya teşvik ettiği okullar daha üretken olur. Çalışanlarının görüşlerini önemseyen kurumlar ise değişime daha kolay uyum sağlar.
Ancak istişare, kararsızlık anlamına da gelmez. Fikirler özgürce dile getirildikten sonra ortak bir karar alınmalı ve o kararın gereği samimiyetle yerine getirilmelidir. Sürekli danışıp hiçbir adım atmamak da, hiç danışmadan karar vermek kadar sağlıklı değildir. Bilgelik, istişare ile kararlılığı dengeli biçimde bir araya getirebilmektir.
Ortak aklın oluşabilmesi için güven ortamına ihtiyaç vardır. İnsanlar düşüncelerini rahatça ifade edemiyorsa, eleştiri düşmanlık olarak görülüyorsa veya farklı fikirler peşinen değersiz sayılıyorsa gerçek anlamda istişare gerçekleşmez. Ortak akıl, ancak karşılıklı saygının ve iyi niyetin bulunduğu ortamlarda gelişebilir.
Toplumsal diriliş, yalnızca doğru insanların varlığıyla değil, doğru insanların birbirini dinleyebildiği bir kültürün oluşmasıyla mümkündür. Bilgi paylaşılırsa çoğalır, tecrübe aktarılırsa değer kazanır, fikirler konuşulursa olgunlaşır. Bu nedenle istişare, sadece bir yönetim yöntemi değil; aynı zamanda bir medeniyet kültürüdür.
Hiçbir medeniyet tek bir aklın eseri değildir. Büyük eserler, farklı insanların ortak gayretleriyle ortaya çıkar. Toplumlar da aynı şekilde, ortak hedefler etrafında birleşebildikleri ve ortak aklı işletebildikleri ölçüde güçlenir.
Çünkü istişare, bireysel aklı küçültmez; ortak aklı büyütür. Ortak aklın değer gördüğü toplumlarda kararlar isabet kazanır, kurumlar güçlenir ve gelecek daha sağlam temeller üzerine kurulabilir.