Başkalarının Alkışıyla Yaşamak
Kendi Değerimizi Neden Başkalarının Onayına Bağlıyoruz?
İnsan, doğası gereği takdir edilmekten hoşlanır. Yaptığı bir işin beğenilmesi, emeğinin görülmesi ve değer verilmesi, sağlıklı insan ilişkilerinin doğal bir parçasıdır. Takdir görmek, insana moral verebilir ve gelişmesine katkı sağlayabilir.
Ancak modern dünyanın görünmeyen sorunlarından biri, takdir edilme isteğinin zamanla bir ihtiyaçtan çıkıp bağımlılığa dönüşmesidir.
Artık birçok insan yaptığı işin doğru olup olmadığını kendi vicdanıyla değil; aldığı beğeniler, yorumlar ve alkışlarla ölçmeye başladı.
İşte onay bağımlılığı tam da bu noktada başlar.
Beğenilmek Doğaldır, Bağımlı Olmak Değil
Her insan emeğinin karşılığını görmek ister. Bir teşekkür duymak, takdir edilmek veya başarılı bulunmak son derece doğaldır.
Fakat insan, kendi değerini yalnızca başkalarının düşüncelerine bağladığında iç huzurunu da onların eline bırakmış olur.
Bugün alkışlayanlar yarın eleştirebilir.
Bugün övenler yarın sessiz kalabilir.
Eğer mutluluğumuz tamamen onların tutumuna bağlıysa, hayatımızın kontrolünü de onlara teslim etmişiz demektir.
Dijital Çağın Alkışları
Sosyal medya, onay ihtiyacını tarihte hiç olmadığı kadar görünür hâle getirdi.
Bir fotoğraf paylaşılır.
Beğeni sayısı kontrol edilir.
Yorumlar beklenir.
Takipçi sayıları karşılaştırılır.
Zamanla insan, yaptığı işi sevdiği için değil; daha fazla ilgi göreceğini düşündüğü için yapmaya başlayabilir.
Böylece beğeni, bir ödül olmaktan çıkar; ihtiyaç hâline gelir.
Herkesi Memnun Etmek Mümkün mü?
Hayatın en büyük gerçeklerinden biri şudur:
Herkesi memnun etmek mümkün değildir.
Aynı davranış bir kişi tarafından övgüyle karşılanırken, başka biri tarafından eleştirilebilir.
İnsan, herkes tarafından sevilmeye çalıştıkça kendi çizgisini kaybetmeye başlar.
Çünkü sürekli yön değiştiren pusula hiçbir zaman doğru yolu gösteremez.
Vicdan mı, Alkış mı?
Bazı kararlar alkış getirmez.
Bazı doğrular popüler değildir.
Bazen doğru olanı yapmak, yalnız kalmayı göze almayı gerektirir.
Olgun bir insanın en önemli özelliklerinden biri, doğru bildiğini yalnızca alkış alacağı zaman değil, alkış alamayacağını bildiği zaman da sürdürebilmesidir.
Çünkü karakter, kalabalığın desteğiyle değil; yalnız kaldığında da ilkelerini koruyabilmesiyle ortaya çıkar.
Bilim Ne Diyor?
Psikoloji araştırmaları, benlik saygısını yalnızca dış onaya dayandıran bireylerin eleştirilere karşı daha kırılgan olabildiğini göstermektedir. Buna karşılık, kendi değerlerini içsel ölçütlerle değerlendirebilen kişiler, başarısızlıklar karşısında daha dirençli olabilmektedir.
Davranış bilimleri ayrıca, sosyal medya platformlarında alınan beğeni ve bildirimlerin beynin ödül sistemiyle ilişkili bölgelerini uyarabildiğini göstermektedir. Bu durum, sürekli onay arayışını zamanla alışkanlığa dönüştürebilir.
Kendimize Soralım
- Bir karar verirken vicdanımı mı, insanların tepkisini mi daha çok düşünüyorum?
- Eleştirildiğimde hemen kendimden şüphe ediyor muyum?
- Beğenilmediğim zaman değerimin azaldığını hissediyor muyum?
- Kimsenin görmeyeceğini bilsem yine aynı iyiliği yapar mıydım?
- Hayatımı ilkelerime göre mi, alkışlara göre mi yönlendiriyorum?
Son Söz
Takdir görmek güzeldir. Fakat insanın gerçek değeri, aldığı alkışların sayısıyla ölçülemez.
Modern dünyanın en büyük tuzaklarından biri, görünürlüğü değerle karıştırmaktır.
Başkalarının alkışı geçicidir; insanın vicdanıyla kurduğu ilişki ise ömür boyu sürer.
İnsan, herkes tarafından beğenilmek zorunda değildir. Asıl önemli olan, kendi değerlerinden ödün vermeden yaşayabilmesidir. Çünkü karakter, alkışlar yükseldiğinde değil; alkışlar sustuğunda ortaya çıkar.